HZ. MUHAMMED

Monday, April 19, 2010 Posted by Ozer Senturk

Sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu?

Daima düşünceliydi. Susması konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla, ne eksik söz kullanırdı.

Dünya işleri için hiç kızmazdı. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

Kötü söz söylemezdi.

Affediciliği tabii idi. İntikam almazdı.

Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.

Kendisini üç şeyden alıkoymuştu: Kimseyle çekişmez, çok konuşmaz, boş şeylerle uğraşmazdı.

Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi.

Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.

Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ne de ayıplardı. Kimsenin kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

Âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.

Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.

Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse, o da güler; bir şeye hayret ederlerse, o da onlara uyarak hayret ederdi.

Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.

Her zaman ağırbaşlıydı.

Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.

Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.

Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü; Ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir, vakar ve sükûnetle rahatça yürürdü.

Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti: “Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol!”

Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir hâletle dururdu.

Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilemezdi. Yemek seçmez, önüne ne konulursa yerdi.

Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.

Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “İlâhî, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”

Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşadı.

Sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu?

AZRAİL

Wednesday, April 14, 2010 Posted by Ozer Senturk

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir Azraili görüyor ve soruyor: ‘Benim saatim geldimi?’ Azrail cevap veriyor: ‘Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var’. Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: ‘Yeniden doğmuş gibi’ Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyorken ambulans çarpıyor ve ölüyor. Azrail’e soruyor: ‘40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin neden o zaman bana o ambulansın carpmasini engellemedin? Azrail cevap veriyor: ‘Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım ki :) ))

CAST OFF FOR HAPPINESS

Friday, April 9, 2010 Posted by Ozer Senturk

These tall and handsome ships, swaying imperceptibly on tranquil waters, these sturdy ships, with their inactive, nostalgic appearance, don’t they say to us in a speechless tongue: When do we cast off for happiness?
–Charles Baudelaire

LIFE

Wednesday, March 24, 2010 Posted by Ozer Senturk

Follow the voice of your heart, even if it leads you off the path of timid souls. Do not become hard and embittered, even if life tortures you at times. There is only one thing that counts: to live one’s life well and happily…
–Wilhelm Reich

IMMATERIAL

Tuesday, March 9, 2010 Posted by Ozer Senturk

The need of the immaterial is the most deeply rooted of all needs. One must have bread; but before bread, one must have the ideal.
–Victor Hugo